istanbul escort

ankara escort

porno izle

porno indir

Antalya escort türk porno istanbul escort bayan

Haluk Levent ve Elfida’nın Hüzünlü Hikayesi…

bebek çikolatası

1989 yılının sonbaharında, Adana’nın gecekondu mahallelerinden birindeki bir evde genç bir adam yatakta yatan hasta babasının elini tutmuş, diğer elindeki piyango biletine gözlerini mıhlamış, cızırtılı radyodan gelen sesleri dinliyordu.

Reklamlardan sonra başlayan yayın ”sevgili dinleyenler, şimdi milli piyango idaresince yapılan çekiliş sonuçlarını açıklıyoruz” diye devam etti. Numaralar açıklandıkça bir radyoya bir bilete bakan genç adam, sonunda bileti tek eliyle buruşturup attı ve babasının elini bıraktı.

Dışarı çıktığında yağmur yağıyordu. Montunun yakalarını birleştirip hızlı adımlarla bir kaç metre ilerideki başka bir evin kapısına yürüdü. Kapıyı çalıp beklemeye koyuldu. Kapıyı açan adam onu gördüğüne pek memnun olmamış gibi ”yine ne var” dedi. Genç adam mahçup, yutkunduktan sonra ”Ragıp amca babamın ilaçları bitmiş, benim haftalığı vermediler henüz, sende varsa…”
Ragıp öfkeyle cebinden çıkardığı paraları genç adamın eline tutuşturdu ve ”bu son, bak bir daha gelirsen gençtir, gururu incinmesin filan demem basarım kalayı” dedi.

Elindeki ilaç poşetleriyle eve döndüğünde babasının gözlerini tavanda bir noktaya sabitlenmiş olarak buldu. Çözülen parmaklarından yere düşen poşetin yanından koşarak babasının başucuna gitti. Babası nefes almıyordu. Hüsranla doğrulup yaşlı gözlerini babasının gözlerinin tavanda takılı kaldığı noktaya çeviren bu adam ”Haluk Levent’ti”.

Babasının vefatından sonra parasızlıktan, kopan tellerini tamir ettiremediği gitarını aldı ve çıktı evden. Antalya’ya gitti. Amacı otellerde filan müzik yaparak geçimini sağlamak, sonra da ünlü bir rock yıldızı olmaktı. O yıllarda Antalya’ya gidenlerin üçte ikisi aynı amaçla gittiği için maalesef otellerde yer bulamadı. Rock yıldızı olma hayallerine bir virgül koyup geçimini sağlamak için bir pazarlama şirketinde işe girdi.

Köylerde kapı kapı gezip mutfak malzemeleri satan bir ekiple birlikte yollara düştü. Yaptığı işin kanunsuz yanlarından bir haber Haluk, düdüklü tencereleri sattıktan sonra boş kalan vakitlerinde tellerini tamir ettirdiği gitarıyla bir beste üzerinde çalışıyordu. O bestenin adı tabi ki ”Yollarda bulurum” seni idi.

Antalya’nın hemen hemen bütün dağ köylerini gezdikten sonra bir gece arabaları yolda kaldı. Ormanın içinden şehre ulaşmaya çalışırlarken bir otelin sahiline indiler. Bir grup genç sahilde yaktıkları ateşin başında toplanmış ellerinde gitarlar, şarkılar söylüyorlardı. Grupla selamlaştıktan sonra ateşin başında mola verdiler. Haluk pırıl pırıl gitarlara baktıkça gözleri ışıldıyordu. İş arkadaşlarından birisi ” bizim Haluk’ta rockçıdır, verin gitarı bakın neler yapıyor ” şeklinde bir gevşeklik yaptı. Henüz tamamlamadığı bestesini çalamayacak olan Haluk, gözlerini kapayıp akdenizden gelen rüzgarı dinledi. Çıtır çıtır yanan ateşin büyüsüne kendini kaptırıp vurdu gitarın teline. Bir şarkı söylüyordu ve bu şarkı o günden sonra ne zaman ateş, sahil ve gitar bir araya gelse bir gelenek haline geldi. ”akdeniz akşamları”.

Sahildeki gençler şarkıdan çok etkilendi ve kollarından tutup onu otel müdürünün yanına götürdü. Müdür müşterileri memnun etmek için Haluk’a seve seve sahne vereceğini söylese de başbaşa kaldıklarında ”O nasıl şarkı lan? yok akdeniz akşamlarıymış ta bir başkaymış ta. Gitte doğru düzgün bir şarkı bul gel, kap sahneyi. Yoksa gözüme görünme” dedi. Haluk kararlı çıktı odadan. Bir hafta sonra geri döndüğünde müdürün ona başka bir sürprizi vardı. “Elimizde hiç gitar kalmadı, bağlama çalabilir misin?” ve böylelikle Türk rock müziğinin en sağlam introlarından birine sahip olan ”Bir yarim olsun isterdim” çıktı ortaya.

Elfida’nın hikayesini kendisi anlatıyor bir röportajda..

Birincisi Elfida ismi sonradan verilmiş bir isim. Adı Beyzanur kızımızın. 4 yaşlarındayken tanıştım bu kızımızla. Babası Murat Çelik bir emekçiydi. Kızın amansız hastalıkla mücadele için Cerrahpaşa Tıp Fakültesine gidiyordum. Doktorlarla görüşüyordum. Detayları burada anlatmak istemiyorum ama çok uğraştık.

Bir gün doktorların odasındaydım ve doktorlardan biri bana dedi ki: “Haluk Bey, bu kızı gözden çıkartın.” Yanımda da müzisyen arkadaşım Emrah Aydoğdu var. Emrah, “Gözden çıkarılan kadın anlamı Osmanlıca’da Elfida.” dedi. Belki tam birebir anlamı olmuyordu ama bir kavram olarak çok uyuyordu. Tabi biz birbirimize sarılıp ağladık. Gerçekten Beyzanur’u çok seviyordum.

Ve oturdum şarkıyı yazdım. Sevgili Emrah Aydoğdu da elinden geleni yaptı. Sözlerinde düzenlemeleri yaptık ve Ömer Faruk Güney’in de müziği vardı. Bu şekilde Beyzanur’un son günlerinde ona şarkıyı söylüyordum ama kendisi olduğunu bilmiyordu Elfida olarak biliyordu. Tabi küçük bir çocuktu son zamanlarında 8 yaşındaydı.

O dönem de şirketlerim batmış, sözlerdeki
“Omzumda iz bırakma yüküm dünyaya yakın” şunu ifade etmek içindi. Ya zaten dünya kadar batmışım, sıkıntılıyım, Beyzacığım ne olur bari sen gitme demek içindi.
O sözlerdeki “yüzyıllardır sarılmamış kolların” cümlesi, anne ve babası gece gündüz nöbetteydiler. Beyzanur’un kırılganlığından hasta yatağından dolayı sarılamıyorlardı. Gerçekten sarılabildiklerini görmedim.

“Sisliydi kirpiklerin ve gözlerin yağmurlu” sözleri ise Beyzanur’un gerçekten hep yağmurlu gözleri vardı hayata tutunmaya çalışan…
O dönemde hastane personeline Bakırköy’de bir konser verdim. Beyzanur’a iyi baksınlar diye onların gecesine katıldım. O gece evden başka bir yere kaldırılan Beyzanur’u kaybettik. Ardından anne ve babasından rica ettim. Yıllardır Beyzanur’un babasıydınız. Evet kızımızı kaybettik. Lütfen bir çocuk daha yapın dedim. Aradan bir yıl geçti beni aradılar. Haluk Abi bir kız çocuğumuz oluyor. “Adını Elfida koyun.” dedim ve kızları oldu. Adı Elfida. Şu anda o Elfida 8-9 yaşlarında ve bir okulda okuyor. Ablasının ismini taşıyor.

3 Cevaplar

  1. SENİ SEVİYORUM HALUK KARDEŞİM BİR İNSAN BU KADAR İNSAN OLABİLİR KIRKLARELİ VİZEDEN SELAMLARIMI VE SEVGİLERİMİ GÖNDERİYORUM.

  2. MESUT dedi ki:

    İNANAMIYORUM
    BU SÖZLER GERÇEKMİYDİ

    OKUDUÇA GÖZLERİM DOLDU
    İÇİM. İÇİM. HIÇKIRDIM VE. SESSİZ AĞLADIM

  3. Mustafa Çınar dedi ki:

    Şu cehenneme dönmüş yurdunun iyi ki sizin gibi sanatçıları var.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir



Popüler İçerikler

Torbacıya Etek Giydirip Döve Döve Sokakta Dolaştırmak

Seyit Onbaşı

Bir tavuk yolun karşısına neden geçer?

Değerler mi, Ne Derler Korkusu mu?

Artık Zenginiz

Sonunu Okuyunca Göz Yaşlarına Boğulacaksınız…

Taksici ve para üstü

Hoşgeldin Hanım Efendiciğim

Sevdiğin Her Şeyi Er Ya da Geç Kaybedeceksin Ama

Sen Doğru Ol, Kem Belasını Bulur

Canım Oğluma / Kızıma… (Mutlaka Okuyalım!!!)

Bu Vatan Kolay Alınmadı

Profesör ile Öğrenci

Organ Mafyası

Anne Hakkı Ödenmez

Çizgiyi Kısaltmak

Herşey Hiçlik Makamı İçin mi?

Bugün öğretmenine iyi bir soru sordun mu?

Bu Gün Bize Hediyedir…

casino siteleri canl? bahis siteleri bahis siteleri canl? bahis siteleri bahis siteleri bahis siteleri sirinevler escort sisli escort sirinevler escort beylikduzu escort beylikduzu escort halkali escort sisli escort sirinevler escort avrupa yakasi escort beylikduzu escort mecidiyekoy escort sisli escort sisli escort beylikduzu escort capa escort

avcilar escort avrupa yakası escort şirinevler escort halkalı escort

ankara escort ankara escort bayan escort ankara escort bayan ankara ankara escort bayanlar ankara escort