Tarık Akan

Okula başladığında konuşamıyordu. Öğretmeni Aliye Tepiroğlu’nun özel ilgisi sayesinde öğrenecekti konuşmayı…

Sokakta gördüğü kedi yavrularını kucaklayıp eve taşıyordu. Babası Yaşar Bey albaylıktan emekli olsa da ona hep “Generalim” diye sesleniyordu. Annesinin adı da babası gibi “Yaşar” idi…

Denizi ilk kez 14 yaşında, babasının görevi gereği taşındıkları İzmit’te gördü. Yaşar Bey emekli olunca da taşındıkları Bakırköy’de okuldan arta kalan zamanlarında pazarlarda işportacılık yaptı. Kazandığı paralarla bir arkadaşıyla birlikte bir sandal aldılar ve adını “Haylaz” koydular. Kiralık olarak verdikleri Haylaz’ı kıyıda beklerken, boğulmakta olanları kurtarmaya başlamıştı. Onun bu yardımseverliği “Cankurtaran” olarak anılmasına neden olacaktı ama o bunu hiçbir zaman para için yapmamıştı…

Mithatpaşa Stadyumu’nda gazoz da sattı, hamallık da yaptı… Makine Fakültesi’nde öğrenciyken emanet elbiseyle fotoğraflar çektirdi… O fotoğraflar arkadaşı Zeki tarafından yarışma için Cağaloğlu’ndaki “Ses” dergisine bırakıldı… Ve 16 Ocak 1971 tarihli Ses dergisinin kapağındaydı fotoğrafı, yarışmayı kazanmıştı…

⬇ ⬇ ⬇ R E K L A M ⬇ ⬇ ⬇

⬇ ⬇ ⬇ D E V A M ⬇ ⬇ ⬇

Mükafat olarak verilen parayla arkadaşına ve kendine birer palto satın aldı… Paranın kalanını Beyoğlu’nda bir güzel yediler ve Sirkeci’den Bakırköy’e kalkan trene kaçak bindiler…

Tarık Akan’ın hayatına ait daha nice öyküyü sevgili Kıymet Coşkun’un hazırladığı “Tarık Akan / Ülkemin Güzel Yüzü” kitabının sayfalarında sizi bekliyor…

Güzel ve cesur yürekli abimin anısına sonsuz saygı, sevgi ve özlemle…

tarik akan

Kaynak : Sunay Akın | https://www.instagram.com/p/CT4kEAAsPUN

Yorum yapın