akide şekeri

Hafize Anne

Sabah kalktı evini güzel süpürdü ,sandukadan çıkardı bayramlık dantelleri…. Bugün bayram değildi belki ama evlatları gelirse bayram olacaktı Hafize annenin.

Mutfağa gitti emekli maaşından ayırdığı parasıyla evlatlarının en sevdikleri yemeği hazırladı…

Sonra dolaptan gül suyunu çıkardı eline ,yüzüne birazda üstüne başına sürdü çocukları gelince mis gibi kokmak için.

Kapı çaldı sevinçli bir heyecanla koştu kapıyı açtı gelen üst komşunun yaramaz oğlu Aybars’tı.

 _Ver elini öpeyim Hafıza anne sen benim ikinci  annem sayılırsın dedi.

 Gülümsedi Hafize anne sarıldı Aybars’a yanaklarını okşadı….Mutfaktan getirdiği lokumları bir mendile sarıp verdi ona….Aybars’ın al  yanakları   nevaleyi kapmanın mutluluğuyla daha bir kızardı.

_Hoşcakal Hafıza anne görüşürüz dedi  Aybars  sonrada  merdivenlerden yukarı  koşarak  çıktı .

Biraz sonra kapı çaldı yine heyecanla kapıyı açtı.

Ellerinde çiçeklerle genç delikanlı;

_ Hafize Sultan siz misiniz? dedi.

_Evet benim dedi Hafize anne.

_Şuraya bir imza çiçek siparişiniz var dedi çiçekleri getiren genç delikanlı.

Hafize anne çiçekleri aldı içeri gitti…Üstündeki notu okudu notu küçük kızından geliyordu

_Anneler günün kutlu olsun annem yazıyordu.

Önce mutlu oldu sonrada kalbi hüzünlendi Hafize annenin demek bu anneler gününde yine  gelemeyecekti küçük kızı  belki de    kendi vicdanını susturmak   için göndermişti bu çiçekleri.

Oğlu zaten küstü geçenlerde  gelini annen her şeye karışıyor diye şikayet ettiğinden gönül koymuştu annesine.

Düşündü ilk kucağına aldığı anları, sonra nice uykusuz geceleri, emeklerini gözünden iki yaş damladı.

Olsun yerinde mutlu huzurlu olsunlar da razıyım onların hasretine dedi.

Duvardaki resme baktı “gördün mü efendi gelmediler kaldık yine baş başa napalım o kadarda yemek yapmıştık ya neyse” dedi Kısmet değilmiş dedi içi buruk..

Tek kişilik bir sofra  hazırladı kendine tam oturacakken  zil çaldı…Haylaz Aybars geldi herhalde kerata lokum kaldı mı? diye sormaya gelmiştir  yine diye  tebessüm etti..

Kapıyı açtı, kızı oğlu torunları kapıdaydı…Ne yapacağını şaşırdı sevincinden..

_Kızı gülümsedi ne o yoksa bizi içeri almayacakmısın dedi anne.

_Ne demek evladım beklemiyordum  sizleri girin içeri dedi sofra hazırlıyordum bende dedi..

Duvardaki  resmin yanına geldi..

Fısıltıyla;

 _Gördün mü efendi unutmadılar annelerini  bugün benim bayramım boşuna çıkarmadım sandukadan bayramlık dantelleri dedi  mutlu mutlu.

O gün kaşık çatal sesleri birbirine karışırken çok mutluydu Hafize anne..Ailesinin yanında olduğu bu günde mutluluğu en derinden hissediyordu.

Ne kolaydı aslında bir anneyi mutlu etmek…Biz kolay  ve basit şeylerden mutlu olmayı unutmuşken onlar bizim mutluluğumuzla mutlu oluyorlar…Samimi içten bir gülüş, bir sarılış, bir öpücük yetiyor bile onlara çünkü onlar cennetin ayaklarının altında saklandığı annelerimiz…

Kıymetlerini  bilmek lazım hâlâ hayatta ve  öpülecek  elleri var iken.

Benzer İçerikler

Sefaletin En Büyük Sebebi

hindistan’ın ingilizler tarafından işgal edildiği yıllarda bir ingiliz subayı hiçbir neden olmaksızın halktan bir hintliye sertçe bir tokat atar. hintli ...

Devamını Oku...

10 Komik Gerçek

1- Aynaya bakmadan kulaklarını göremezsin. 2- Saç tellerini sayamazsın. 3- Dilin dışardayken burnundan soluyamazsın. 4- Biraz önce No 3’ü denedin. ...

Devamını Oku...

Mezarcıyım

Diktatör devlet başkanı bir akşam meyhaneden içeri girer.Tezgahtara yaklaşır. Hafif içkili bir sarhoşun yanına çöker. Oradan buradan konuşurlarken sorar : ...

Devamını Oku...

Yumurtanın Tazesi

Tanıdıklardan biri, yazdığı romanın müsveddelerini Neyzen Tevfik’e göstererek fikrini sorar: Neyzen beğenmediğini ifade edince, adam: -İyi ama, der. Siz hiç ...

Devamını Oku...

Yorum yapın