Taş

Eşinin kışkırtmalarıyla, binbir eziyet edici sözler ve tavırlarla da evden gönderemediği annesini, en sonunda akıl hastahanesine, yatırıp malını mülkünüde üstüne geçirmeyi planlanmıştı…

Prosedürleri tamamladıktan sonra, akıl hastanesinin ambulansı belirmişti kapıda.Yaşlı kadını apar topar aldılar ve istemsiz çırpınışlarına da aldırmadan ambulansa götürmeye çalışırlarken, oğlu kapının önündeki taştan merdiven basamağında oturup, olanları izliyordu…

Annesinin yaşlı gözleriyle kendisine bakıp bir şeyler diyecek olduğunu hissedince

-“Anladım. Seni doğuracağıma taş doğursaydım diyeceksin değil mi?” diye söylenmişti. Umursamazcasına sırıtarak…

Yaşlı kadının gözyaşları yanaklarına indi o an, ve oğlunun beynine Yıldırım gibi çakacak, ve yaptıklarına pişman ettirecek şu cümleler döküldü dudağından;

⬇ ⬇ ⬇ R E K L A M ⬇ ⬇ ⬇

⬇ ⬇ ⬇ D E V A M ⬇ ⬇ ⬇

-“Hayır onu demeyecektim. Taşa oturma kuzum. Karnın ağrır-”

Anneler her koşulda evlatlarını düşünen gönlü yüce varlıklardır…

Yazar Suat Özge

Alıntı

Yorum yapın