akide şekeri

Yürüyebilme Sanatı

Nazım’a bayram için bir ayakkabı almaya karar verirler. O zamanlarda şimdiki gibi hazır ayakkabı satan bir mağaza yoktur. Sadece ayakkabı yapan bir dükkan vardır. Oraya giderler.

Ayakkabıcı Nazım’ın ayağını bir kartonun üzerine koyar ve iyice basmasını söyler. Daha sonra kurşun bir kalemle ayağının etrafını çizer. Bu karton onun ayakkabı numarasıdır.

Günlerce bu gelecek ayakkabının hayalini kurar. Babası ona ayakkabılarının siyah ve bağcıklı olacağını söylemiştir.

Nazım’ın ayakkabıları bayramdan bir gün önce gelir. Ayakkabılar babasının dediği gibi siyah ve bağcıklıdır.

O gün onları giymez. Ayakkabılarını yatağının altına koyar ve arada çıkartıp onu inceler.

O gece onu uyku tutmaz. Sabah evdekiler uyandığında Nazım’ı ayakkabı kutusu kucağında sandalyede otururken bulurlar.

Buradan sonrasını Nazım Hikmet’in ağzından dinlemek sizi daha çok etkileyecektir. O halde Nazım nasıl anlatıyor ona bir bakalım.

“Ayakkabımı babam giydirdi. Ayağıma olmamıştı ayakkabılarım dardı ve canımı yakmıştı; ama bunu babama söylemedim.

O ‘Sıkıyor mu?’ diye sordukça ‘Hayır’ yanıtını veriyordum.

‘Dar, ayağımı acıtıyor.’ desem geri gidecekti ayakkabılarım ve ayakkabıcının hemen bir yeni ayakkabı yapması olanaksızdı.

O bayram sabahı canım yana yana yürüdüm. Bir süre sonra acı dayanılmaz oldu. Dişimi sıktım. Yürürken artık topallıyordum. Soranlara ‘Dizimi vurdum.’ dedim, ama ; ayakkabılarımın ayağımı sıktığını kimseye söylemedim.

Doğrusunu isterseniz yaşam da dar ayakkabıyla yürümek, gibi değilmidir ?

Kimi zaman dar bir maaş, kimi zaman sevimsiz bir iş. Kimi zaman bir mekan dar ayakkabı olur bize,

Kimi zaman bir çevre. Kimi zaman bir sokak, ya da bir şehir…

Kimi zaman zamandır dar ayakkabı, geçmek bilmez.

Kimi zaman zenginlik, Kimi zaman başınızı koyduğunuz bir yastık…

Kimi zaman dostluklar, arkadaşlıklar, beraberlikler dar bir ayakkabıya dönüşür.

Canınız yanar.

Topallaya topallaya gidersiniz.

Sonradan öğrendim; yaşamın, dar bir çift ayakkabıyla yürüyebilme sanatı olduğunu.“

Nazım Hikmet….

Benzer İçerikler

Sefaletin En Büyük Sebebi

hindistan’ın ingilizler tarafından işgal edildiği yıllarda bir ingiliz subayı hiçbir neden olmaksızın halktan bir hintliye sertçe bir tokat atar. hintli ...

Devamını Oku...

10 Komik Gerçek

1- Aynaya bakmadan kulaklarını göremezsin. 2- Saç tellerini sayamazsın. 3- Dilin dışardayken burnundan soluyamazsın. 4- Biraz önce No 3’ü denedin. ...

Devamını Oku...

Mezarcıyım

Diktatör devlet başkanı bir akşam meyhaneden içeri girer.Tezgahtara yaklaşır. Hafif içkili bir sarhoşun yanına çöker. Oradan buradan konuşurlarken sorar : ...

Devamını Oku...

Yumurtanın Tazesi

Tanıdıklardan biri, yazdığı romanın müsveddelerini Neyzen Tevfik’e göstererek fikrini sorar: Neyzen beğenmediğini ifade edince, adam: -İyi ama, der. Siz hiç ...

Devamını Oku...

Yorum yapın