KIRK DEREDEN SU GETİRMEK

Eski zamanların birinde bir Ağa kendisine ait olmayan topraklar üzerinde bir değirmen yaptırmış…
Arası çok sürmemiş, bir fırtına çıkmış, değirmeni yerle bir etmiş.

Ağa değirmeni yeniden yaptırmış. Başlamış değirmenin çarkı yeniden dönmeye.
Bu kez de deprem olmuş, dereler yatak değiştirmiş, değirmenin suyu kesilmiş.

Tabii Ağa yılmamış; uzak derelerin suyunu toplayıp getirmiş, kendi değirmenine bağlamış, değirmen taşını döndürmeyi başarmış.

Aksilik bu ya, bir zaman sonra şiddetli bir yağmur yağmış; derelerden sular taşmış, sel olup akmış, Sel suları değirmeni yıkmış, alıp götürmüş…

⬇ ⬇ ⬇ R E K L A M ⬇ ⬇ ⬇

⬇ ⬇ ⬇ D E V A M ⬇ ⬇ ⬇

Kısacası, köylülerin topraklarını zorbalıkla ele geçiren, ekinlere el koyan Ağa, haram parayla yaptırdığı değirmenin hayrını görememiş bir türlü. Artık yeniden yaptırmayı göze alamamış.

Yıkık değirmenin kapısına şöyle bir yazı yazdırarak elini yıkayıp çıkmış:
“Kırk dereden getirdim ab”
“Yine dönmez bu asiyap!”

Gel zaman git zaman, kırk dereden su getirmek sözü dilimize bir deyim olarak yerleşmiş.
Bugün, karşısındakini bir konuda ikna etmek için dil dökmek, türlü gerekçeler ileri sürmek anlamında kullanılır
Alıntı

Yorum yapın